25 Şubat 2014 Salı

"ALO BABA..." "ALO FATİH..."

- Alo...
- Oğlum Fatih nasılsın?
- İyi baba sürünüp gidiyoruz... Sen nasılsın?
- Alo! Oğlum ekonomik durumun nasıl?
- Kötü baba... Aldığım asgari ücret (800 civarı) yetmiyor...
- Oğlum idare et... Ne yap et idare et... Düzelir bir gün...
- Baba devlette çalışıyoruz... Aklıma hep şu söz geliyor... Devletin malı deniz yemeyen domuz...
- Oğlum sen sen ol... Domuz olma devlete omuz ver...
- Baba iyi güzel vereyim de omuz vere vere omuz mu kaldı... Borçlar yüzünden omzun düşük yürüyorum...
- Oğlum sen o borçları SIFIRLAMADIN mı?
- Hee sıfırladım ama borcu değil bedeni... SIFIR BEDEN... Baba ben Fatih... Beni Latif ile karıştırdın heralde...
- PARDON YA... Yanlış oldu... Neyse hemen düzeltiyorum...
- Alo Fatih Saraç'hanede misin!
- Tamam efendim...
- Ne tamam Fatih... Alo Saraç'hanede misin dedim sadece...
- Tamam efendim...
- Fatih iyi misin?
- Tamam efendim...
Allah Allah... Bu Fatih takılı kalmış... Latif'i arayın da Fatih'i oraya ilk gönderdiğimizdeki fabrika ayarlarına geri dönsün... Ama sadece konuşma anlamında... Ekonomik boyutta değil...
1 gün sonra....
- Alo Fatih!
- Buyrun efendim...
- Oh be... Kendine gelmişin...
- Tamam efendim...
- Eyvah yine gidiyor... Hemen söyleyeceğimi söyleyeyim... O şeyi halledin...
- Tamam efendim...
Bu olay sonrası Fatih'i ter basar, eli ayağına dolaşır... Ne yapacağını bilemez... İnternette arama motoruna girer 'şey' ve 'halledin' diye yazar babanın ne demek istediğini anlamaya çalışır... Sonra Fatih'ten haber alınamaz! HALA ARANIYOR AMA ULAŞILAMIYOR
NOT: Bu diyaloglar yayınlanmayan BABAM VE OĞLUM filminin senaryosundan bir kesittir... Gerçek kişiler ve kurumlarla alakası yoktur... :)))...


1 yorum:

Hazel Çelik dedi ki...

bi yerden tanıdık geliyor ama :)))