YÖRE etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
YÖRE etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Aralık 2008 Çarşamba

KEBAP FESTİVALİ

Bir Adanalı olarak belki klişe kaçacak ama "Adanalıyık, Allah'ın adamıyık" tekerlemesiyle başlayayım olaya. Belki biraz sonra önereceğim fikri biraz basite indirgiyor olabilir ama doğal olmak en güzeli düşüncesiyle mevcut veya yerel seçimler sonrası mevcut olarak Adana Büyükşehir Belediye Başkanı'na bir çağrıda bulunmak istiyorum... Haddime mi? Evet düşünce özgürlüğü çerçevesinde haddime!
Önerim daha iyi bir Adana ve daha iyi bir tanıtım adına... Dışarıdan fazla göç alan ve bu nedenle özellikle adli vakaların en fazla olduğu il olarak ön planda tutulan güzel şehrimizin iyi yönlerinin de gösterilmesi ve tanıtım konusunda eksiklik olduğu düşüncesindeyim. Adana'ya mal olmuş kebabından şalgamına ve yer fıstığına kadar bir çok yerli malı ürünlerine daha iyi pazar yaratabilir ve bunu sosyal bir birlikteliğe dönüştürebilir. Bilindiği üzre Adana'da her yıl Altın Koza Film Festivali yapılır. Ahmed Arif'in "Türkü söylemek, küfretmek Çukurova yiğidine mahsustur" yakışır sözü gerçek olsa da biz Türkü söylemek kısmını alabiliriz...
Sanatçısı, popçusu, topçusu ve ünlüsü çok olan bu memleketimiz için büyük bir tanıtım yapacağı KEBAP FESTİVALİ'ni daha organize daha kapsamlı hale getirmez... Adana Ticaret Odası bu eksikliği görüp festival bağlamında adımı atmış ancak fazla ses getirdiği düşüncesinde değilim... Kebap Festivali bence Altın Koza Film Festivali öncesinde gerçekleşirse şehrin vitrini ve tanıtımı, sosyalliği açısından büyük bir reklam potansiyeline kavuşur... Gerçi kebabımızın reklama ihtiyacı yok ama iki gün boyunca düzenlenecek olan bir organizasyonla şehir dışında bulunan Adanalılar'ı, Film Festivaline gelen ünlü konukları kaynaştırma ve tanıtma anlamında büyük bir katkı yapacağı düşüncesindeyim... Hatta bu organizasyon için belli bir mekan düzenlenip giriş belli bir ücret dahilinde olabilir... Adanalı sanatçıların da sahne alacağı bu özel günler konserlerle, panellerle ve yöretime özgü oyunlarla daha bir anlamlı ve güzel hale gelebilir diye düşünüyorum... Mesela bu konuda Milli Takımlar Teknik Direktörü Fatih Terim'in öncülük edeceğinden hiç kuşkum yok... Ayrıca küçük bir meblag ile girişinin ücretli yapılabileceği bu organizasyondan elde edilecek gelirin eğitime veya Adana'da yaptırılacak yeni bir okul temeline gidebileceği kanısındayım...
NOT: Değerli ağabeyim Mustafa Donbaloğlu (Adana'da yaşıyor) Kebap Festivali'nin Altın Koza Film Festivali'nin bir parçası haline getirebileceğini söyledi. Ya açılışın ya kapanışın Kebap Festivali ile daha bir anlam kazanacağını ifade etti. Evet bu daha mantıklı sanırım... Teşekkürler abi...

28 Mayıs 2008 Çarşamba

ADANA ŞİVESİ...

Her yörenin kendine özgü konuşma tarzı ve kelimeleri vardır... Bizim memlekette (Osmaniye il olmadan Adana idi) bu konuda çok mu çok farklıdır. Her sene yıllık izne gittiğimde dil konusunda ne kadar asimile olduğumu görür kendi çapımda konuşmaları dinleyerek nostalji yaparım... Mesela 2001'di sanırım... Yaklaşık 1.5 yıl gidemedim Adana'ya... Ve o sırada yaşadığım küçük bir anımı anlatım... Adana Otogarı'nda mola verdik. O zaman Aksu Turizm vardı... İstanbul-K.Maraş arası çalışıyordu. Mola sırasında Aksu'nun şöförü muavinlere
- "Yörün gedek döller" dedi. O sırada "İşte memleketime geldim" dedim... Bu cümlenin anlamı ise "Hadi gidelim arkadaşlar"dı. Ve bir anı daha... Yıl 1998'di. Babam İstanbul'a geldi beni ziyarete... Ev arkadaşım Hasan'la oturuyoruz. Babam birşeyler anlatmaya başladı samimi bir şekilde.... Hasan dinliyor ama yüz ifadesine bakıyorum ben de... Bazı kelimeleri yakalamaya anlamaya çalışıyor kendi çapında. Klasik beden dilindeki geçiştirme yaparak kafa sallıyor. Adanaca küfür etse (Hayatta yapmaz) 'tamam' diyecek yani...
Hasan'a sordum...
-"Ne anladın Hasan..." Babam da bu sorum karşısında şaşkın... Hasan birşey anlamadığını ifade eder gibi kafa sallıyor... Neyse şu ana kadar aklımda kalan kelimelerimize gelelim...
Horanta: Aile
Heyle: Nasıl
Çimmek: Yıkanmak
Küncü: Susam
Zibil: İnek dışkısı
Mintan: Gömlek
Cülük: Civciv
Helke: Kova
Cıncık: Cam
Dinelmek: Ayakta durmak
Dane: Bak
Döller: Erkekler
Yörep: Eğrilik
Deştiye: Susuz tarla
Hakına: 4'te 1 oranında başkasına verilen keçi veya hayvanlar
Bıldır: Geçen yıl
Evermek: Evlendirmek
Guzlacı: Hamile
Bagzerce: İdare eder
Ceflin: Tavuğun küçük hali
Köynek: Don
Berg: Sert
Yeyni: Hafif
Yel: Rüzgar
Çitil: Yoğurt kabı
Mavra: Yalan yanlış söz
Evreaç: Yufka ekmeği pişirme aleti
Gurg: Kuluçkaya yatan tavuk
Tosba: Kaplumbağa
Hıta: Acur
Gallep: Güvercin
Ağlenmek: Oyalanmak
Gırana: Yanına
Dulda: Kuytu yer
Teşt: Çamaşır leheni
Mılkıç: Fazla olgunlaşmış meyve
Ötanner: Geçen günler
NOT: Adana şivesi olarak değerlendirdim ama bu kelimelerin bir çoğunu Adanalı olan birçok kişi de bilmeyebilir açıkcası... Biraz Osmaniye'ye özgü dersem daha doğru olur sanırım... Evet hayatınızda belki de hiç duymadığımız sözcükler olabilir ama aynı coğrafyada yaşayıp farklı kültür ve lisanları kullanmamız kadar doğal bir durum olamaz olmamalı... Ancak ne yazık ki bazılarının kroluk olarak görebileceği ama benim gurur duyduğum bu kültürümüzü de yavaş yavaş kaybediyoruz... Medeniyet mi, yozlaşma mı, başkalaşma mı yoksa çağa ayak uydurma mı tartışılır...
"Adanalıyık, Allah'ın adamıyık, gündüz pamuk toplarık gece karı oynatırık, ölmüş eşşeğe bıçak çekerik, kıprarsa kaçarık" şeklinde başlayıp sonu olmayan tekerlemesini de Adanalı hemşehrilerime espri unsuru olarak göndereyim.